Günümüzde fotoğrafa ilgi duyan pek çok insan hep 'hangi makinayı almalıyım, hangi lensi kullanmalıyım?' gibi sorulara takılıp kalıyor. Halbuki, bunun yerine, bütçenin elverdiği kadar kalitede bir makina alınması yeterli. Önemli olan; onu yanında taşıyabilmek, güzel kareleri, anları, ilginç olayları kaçırmamak. Ekipman delisi olup, yanında flaş, yığınla lens, tripod vs. bir sürü ekipmanla dolaşanların aslında kafalarında tek bir soru vardır: Şimdi hangisini kullansam? Karar verip, lensi değiştirip, ayarlamaları yapana kadar çoğu zaman kompozisyon kaybedilmiş olur. Bunun aksine, bir bas-çek ya da sabit odaklı lensi olan bir SLR makina kullananın aklında ise sadece anı yakalamak, kompozisyonu değiştirmek, konuya odaklanmak ve fotoğraf çekmek vardır. Kısaca ya cihaza ya konuya odaklanacaksınız, seçim sizin.
Özellikle hafta sonları ve kısa tatillerde aşağıdaki makinayı çantamdan ayırmam;
Kendisi Canon'un piyasadaki en ucuz modelidir, ama bu günlükteki bazı fotoğraflar bununla çekilmiştir. (Ayırt edebilene helal olsun.)
Uzun tatillerde veya özellikle fotoğraf çekmek için dışarı çıktıysam, aşağıdaki makinayı ve sadece lensi silmek için bir bez alarak yola çıkarım;
Bu bir Canon EOS 400D ve lensi 50 mm. Yani zoom yapma yeteneği yok. Ama yakınlık, uzaklık ayarlamaya çalışmak yerine, makinayı gözüme doğru yaklaştırıp deklanşöre basarım. O kadar.
Bu günlükteki fotoğrafların tamamı bu iki makinayla çekilmiştir.
Unutulmamalıdır ki; fotoğrafı göz çeker, makina değil. Makina, beyindekini somutlaştırmak için sadece bir araçtır, hepsi bu...

